Mehmet YÜKSEL

Vakıf Kurucu Üye

13.01.2021

2021 yılı verilerine göre Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) bünyesinde 207 üniversitemiz bulunmaktadır. Bunlardan 78’i vakıf, diğer 129’u da devlet üniversitesidir. 

1981 tarihinden sonra kurulan vakıf üniversitelerimizde yüz binlerce öğrenci okumakta ve binlerce öğretim elemanı çalışmaktadır. Sayısal olarak vakıf üniversitelerimiz ikinci sırada kalsa da uluslararası sıralamaya gelince bizden ilk sıraları (Koç ve Sabancı gibi) vakıf üniversiteleri alıyor. 

Dünyada kalite bakımından ilk sıralarda yine vakıf üniversiteleri bulunuyor. 2021 yılı sıralamasında ilk beş sırada Oxford, Stanford, Harvard, California Teknoloji Enstitüsü (CIT), Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) üniversiteleri geliyor ki bunların hepsi yüksek öğrenci harçları olan vakıf kuruluşlarıdır. Oxford’un lisans harcı 9.250 GBP, Stanford’unki 74.570 USD ve Harvard’taki öğretim ücreti de yıllık 73.800 USD tutuyor. 

Bu yüksek ücretlere rağmen oralarda okumak isteyenlerin sayısı alabileceklerinden çok daha fazla…  

Sıralamadaki üniversitelerden sadece ilk sıradaki Oxford İngiltere’de, diğerlerinin hepsi ABD’de bulunuyor. 

Oxford İngiltere’nin ilk, Harvard da Amerika’nın ilk üniversitesidir. Oxford 1096 yılında eğitime başlamış, Harvard ise 1636 yılında. Hala dünyada ilk sıraları tutmaları onların çok iyi yönetilen özerk vakıf üniversiteleri olmasından kaynaklanıyor. Her biri onlarca Nobel ödüllü araştırmacıya ev sahipliği yapmışlardır. 

Bu üniversitelerin gelirlerinin az bir kısmı öğrenci harçlarından gelmekte. Örneğin Harvard Vakfının işlettiği 40 Milyar Dolardan fazla bir sermayesi mevcut. Bunun dışında gelirlerinin en büyük kısmını bilhassa eski mezunlarından ve diğer hayırseverlerden aldıkları hibe yardımları oluşturuyor. Boston’un bitişiğindeki Cambridge’de bulunan Harvard’ın halka açık kristal ve doldurulmuş hayvan müzelerini gezerken bize de böyle bir üniversitenin nasip olmasını diledim. Harvard’ın bitişiğinde de aynı kentte MIT var. 

Harvard’ın 1 Milyar Dolara yakın yıllık yatırımları olduğunu da belirtmek isterim. Öğrencilerinin çoğu lisansüstü, yani yüksek lisans ve doktora öğrencileridir. Bu öğrenciler tamamen orijinal araştırmalara yönlendiriliyorlar. 

Yukarıdaki bilgileri vermemdeki neden, bizde ve dünyada özellikle eğitimle ilgili vakıfların ezelden beri mevcut olduklarını ve halen de varlıklarını sürdürdüklerini belirtmektir.  

Oxford ve Harvard Üniversitelerini ön plana çıkartmamın nedeni ise bilimi bilen ve önemseyen ülkelerinde bu iş son derece ciddiyetle yüzyıllar boyu sürdürülebiliyor. Oxford 925 yıl önce eğitime başlamış ve dünya çapında -belki de- yüz bin üniversite arasında halen birinci sırada. Harvard da aynen onun gibi… 

Bizde ise yapılan iyi başlangıçları bırakın 385 sene veya 925 yıl, 30-40 yıl bile sabit iyi olarak götürebildiğimiz pek görülmemiştir. Sebebini esasen bilmeyen yok: Onlar kendi koydukları esasları bozmadan, dışarıdan müdahale görmeden uzun yıllar götürebiliyor, bizde ise kurallar çabuk bozuluyor. Galiba biz uyduğumuzu savunduğumuz hukuk devleti esaslarını pek anlayabilmiş değiliz. Umarım bir gün o hayalimiz de gerçekleşir.