TARİHÇE


Atalarımızın Orta Asya’da yerleşik Oğuz Türkmen Boy’larından gelen kavimlerden olduğu ve bu kavimlerin yaşadıkları Semerkand ve Buhara bölgelerinde X. ve XI. yüzyılda İslamiyeti kabul ettikleri bilinmektedir. Kaşgarlı Mahmud tarafından 1070-1076 yılları arasında yazılan Divan-ı Lügati’t Türk eserine göre Oğuz Türklerinin 22 Boy’undan 21.si Çepni’lerdir.

Çepni Boy’unu oluşturan kavimlerin genel olarak Doğu Karadeniz bölgesine yerleşmiş olmaları sebebiyle atalarımızın bu kavimlerden olduğu kanaati ağırlık kazanmaktadır. Çepni’ler genel özellikleri ile; daima mazlumun yanında, asi, cesur, atılgan ve düşmanını gördüğü yerde yenmeyi hedefleyen savaşçı bir ruha sahip olmalarıyla bugün Doğu Karadeniz bölgesindeki insan yapısıyla da benzeşen bir özellikleri vardır..

Karadeniz bölgesine yerleşenler Sunni olmakla birlikte, Vilayetname ’ye göre Kırşehir’in Karacahöyük köyüne gelen Hacı Bektaş-ı Veli’nin ilk müritleri Sunnidir. Ancak daha sonraları Bektaşilik öğretilerindeki farklılıklarla birlikte Alevilik mezhebine katılanlar da olmuştur. İran’a yerleşenler ise Şii mezhebine geçmişlerdir.

1277’de Trabzon Rum Devleti hükümdarı denizden gelerek önemli güzergahlardan olan Sinop’u almak istemiş ancak, Sinop’ta yerleşik olan Çepni Türkleri gemilere binerek düşmanı denizde karşılamışlar ve yapılan savaşta düşmanı yenilgiye uğratarak geri dönmesini sağlamışlardır.

Türkmenler Doğu Karadeniz Bölgesi’ne yaylalardan, geçitlerden ve Harşit vadisi’nden (Tirebolu-Gümüşhane güzergahı) geçerek 1302’de Giresun’a varmışlardır. İlerledikleri her yerde küçük beylikler kurarak devam etmişlerdir. XIV. Yüzyılın ortalarına doğru Çepni’ler artık Trabzon’un doğusundan girerek, 1461 yılında Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han tarafından Trabzon Rum İmparatorluğundan fethettiği Trabzon’da, Çepni Türklerinin de desteğini almıştır. Bu sebeple müsellem (Osmanlı Devletinde harp zamanında ordunun geçeceği güzergâhların bakımını yapan, köprüleri tamir eden, yollarda hizmetlerde bulunan kimseler) olarak hizmete alınmışlar ve vergiden muaf tutulmuşlardır. Anadolu’ya gelen ilk Türk Boy’larından olan Çepniler, Anadolu’nun
Türkleşmesinde çok büyük katkılarda bulunmuşlardır. Yaklaşık 700 yıldan beri varlıklarını devam ettirdikleri ve kültür mirasını en iyi muhafaza ettikleri bölge Karadeniz Bölgesi olmuştur.

Bağlı olduğumuz kavimler Anadolu topraklarına girerek, Van’ın kuzeyi ve güneyine yerleşirler. Kuzeye yerleşenler Karadeniz bölgesine, Güneye yerleşenler Musul ve Kerkük’e, daha içerlerde ise Urfa, Maraş ve Malatya dolaylarına da yerleştikleri düşünülmektedir. Ki hala bu bölgelerde soyadları Çamur, Çamuroğlu gibi aileler vardır. Yapılan görüşmelerde maalesef kısıtlı bilgiye sahip olunmasından dolayı ilerleme kaydedilememiştir. Ancak detaylı araştırılması gereken önemli bir husustur.

Yavuz Sultan Selim Han 1517 Mısır seferi dönüşü bu bölgelerde bulunan müslüman Türk Boy’larını, dedesinin fethettiği topraklara getirerek, iç kısımlara dağlık bölgelere yerleştirir. Buradaki hassas konu Ekalliyet’e sahip aileler, yaşadığı yerler olan şehir merkezleri ve sahil kesimindeki ortamlarında rahatsız edilmemeleridir. Ekalliyet, Osmanlı tabiyeti altında yaşayan, yabancı din ve milliyete sahip ailelerdir.

Yavuz Sultan Selim zamanında yazılmış Trabzon Sancağı Tahrir Defterinde (1515-1516) Çepni’lerin yoğun olarak yaşadığı yer Vilayet-i Çepni olarak gösterilmiştir. Bu bölgenin Giresun-Torul-Kürtün-Şalpazarı’nı kapsayan geniş bir alan olduğu belirtilmektedir.

1453-1650 yılları arası Osmanlı Tahrir Defterleri kayıtlarına göre, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar adlı 6 ciltten oluşan eserinde; Çamurlu Cemaati, Çamurlar Cemaati Kara Turgud, Çamurlu Anamaslusu, Çamurlu Obası Cemaati kavimleri geçmektedir.

Osmanlı Devletinde ilk modern nüfus sayımı ll.Mahmut döneminde yapılmıştır. Kanun 1829’da çıkmıştır. 1834’te yapılan sayım, askeri amaçlı olup yalnızca hanelerdeki erkekler yazılmıştır. Köyler hanelere ayrılmış ve nüfus kaydı yapılmıştır. Erkekler saç, sakal, bıyık, boy ve fiziki özelliklerine göre kayıt altına alınmışlardır. Rivayet olunur ki, hanedeki tek veya az sayıdaki erkekler yaş olarak 8-10 senelere varan yaşlarda küçük gösterilerek askerliğe alınmaması sağlanırdı. Çünkü işler ve ailenin geçimi o gençler tarafından sağlanırdı. Hatta bu sebeple vergilendirmeden de sakınanlar olurdu. Sultan Mahmut’un son yıllarında başlayıp, Sultan Abdülmecit’in ilk yıllarında tamamlanan 1839 sayımı da aynı usülde devam etmiştir. Sayım 1845’te son bulmuştur.

ll. Abdülhamit döneminde, 1887’de yapılan sayımlar en esaslı ve düzenli olanlarıdır. Bu sayımda her hane kadınlarla birlikte yazılmış ve ayrıca hane reisinin lakabı, baba adı, amcazadeleri, erkek ve kız kardeşleri, annesi ve büyükannesi doğum tarihleriyle birlikte işlenmiştir. Sonraki sayım yine ll.Abdülhamit dönemine ait olup 1905 tarihlidir. Bu tarihte yapılan kayıtlar bir evvelki kayıtlara göre daha muntazam ve ayrıntılıdır. Bugünkü Mernis (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) ‘in de temelini teşkil etmektedir. Ancak ne yazıktır ki Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Balkan savaşında, Dünya Savaşında ve Yunan Savaşında çıkan baskınlarda, yangınlarda ve yağmalamalarda tüm bu kayıtlar yok olmuştur ve 1925’ te sözlü olarak yapılan sayım esas alınarak Mernis aktif hale getirilmiştir. Bugün Osmanlı dönemi kayıtlarına Mernis aracılığı ile ulaşılabilmektedir. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne bağlı Osmanlı Arşivleri İstanbul/Kağıthane’deki yeni binasında, tasnif edilmeyi bekleyen had safhada evraklarla dolu olup uzman personellerle çalışmalar sürdürülmektedir. Bundan da şunu anlıyoruz ki önümüzdeki dönemlerde yeni bilgi ve belgelere ulaşmaya devam edeceğiz.

Bugüne kadar yapılan araştırmalarda elde edilen bilgi ve rivayetlere göre, Çamur Atalarımızın Doğu Karadeniz Bölgesinde ilk yerleştikleri yer Gümüşhane Çamurköy’dür. Meslekleri toprak ile suyu buluşturarak elde ettikleri çamurdan testi, su küpü vb ürünler yapmaktır. Bugünkü adıyla çömlekçilikle uğraşırlardı. Bu dönemlerde mesleklerinden dolayı ‘’Çamur’’ lakabı aldıkları görülmektedir. Giresun Çamuroba yaylasında da konakladıkları tespit edilmiştir. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus o zamanlarda konakladıkları ana merkezlerin tahminen yaptıkları meslekten dolayı aynı ismi almalarıdır. Anlaşılan odur ki, Çamurköy ve Çamuroba bu büyük sülalenin ana çıkış merkezleridir. Bu merkezlerden Artvin Borçka, Rize Limanköy, Trabzon Of, Düzköy, Giresun Tirebolu’ya dağılmalar başlamış ve bugün aileler günün ekonomik ve ekolojik şartlarına göre buralardan Türkiye’nin değişik şehirlerine yerleşmişlerdir.

1834 yılında yapılan sayımda atalarımız ünvanları ile kayıt altına alınmışlardır. 1935 senesinde yürürlüğe giren soyadı kanunu ile birlikte takip eden yıllarda ailelerimiz farklı soyisimler almışlardır. Sülalemize ait tespit edilen ve ailelerimizin kullandıkları soyisimler alfabetik sırayla şöyledir: Çamlı, Çamur, Çamurali, Çamurlu, Çamurşen, Oflu, Ofluoğlu, Ok, Samur, Şen ve Yüksel’dir.

Atalarımızdan tespit ettiğimiz Çamur Ali’nin Kronolojik durumunu ve Şeceresini ana hatlarıyla Osmanlı’dan Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar ele alalım:

ÇAMURALİ

Trabzon’un fethini takiben sancak beyi, kadılar, dizdarlar ve kale muhafızları tayin edilerek şehir sancak haline getirildi. Sancağa bağlı merkezlerden biri de Of kazasıydı. (1)

Eski Of kazası; Solaklı ve Baltacı dereleri ve bu derelerin kollarının oluşturduğu küçük vadilere yayılan köylerden oluşmakta ve günümüzde Of, Çaykara, Hayrat, Dernekpazarı ilçelerinin yayıldığı alan ile şu an Rize’ye bağlı bulunan birkaç yayla ve günümüzde Sürmene ilçesine bağlı bir köyden müteşekkil büyük bir kaza merkezidir.(2)

(1) Hanefi Bostan, XV. ve XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında İktisadi ve Sosyal Hayat, Ankara 2002,s.18
(2) Of Nüfus Defteri 1834, Sezgin Demircioğlu-Süleyman Bilgin

11.6.1947 tarihinde Çaykara ( Kadahor ) ilçe statüsüne ulaşmış ve hemen yanındaki Dernekpazarı da Of’tan ayrılarak Çaykara’ya bağlı bir köy olmuştur. 10.5.1990 tarihinde ise ilçe olarak ayrılmıştır.

Ali Atamızın oğlu Osman Ağa babasının mesleği çömlekçiliği devam ettirmiş ancak takip eden nesilden bu mesleği yapan olmamıştır. Sülalemizde zamanın bilinen meslekleri; Terzilik, Yayıkçılık, Saatçılık, Kalaycılık ve Sıhhiyeciliktir.

Çamuralioğulları’nın; Aydınoğulları, Ayazoğulları, Hacıahmetoğulları, Hocaoğulları, İğlifiroğulları, Katipoğulları, Kukuloğulları, Mayılaoğulları, Niyazoğulları ve Sulaoğulları ile hısımlık/akrabalık bağları vardır. Rivayete göre Zihon’da Kukuloğulları, Zeno’da Mayılaoğulları ve Baltacı deresi Korkot köyündeki Ayazoğulları, Çamuralioğullarından ayrılmışlardır.

Osmanlı Arşivleri Of Nüfus Defteri 1834’teki kayıtlarda Ali’nin üç oğlundan ortancası olan Osman Ağa’nın doğum tarihi 1755’tir. Ali’nin doğum tarihinin ortalama 1730 olduğu düşünülmektedir. Mezarı bilinmemektedir.

Şakir Hilmi Çamurşen (1910-29.11.1978) tarafından sülalemize ait tutulan notlarda kısaca, akrabalarımızla birlikte göç halinde Doğu Anadolu Bölgesinden gelerek Trabzon Of Hopşera-i Süfla’ya yerleştiğimiz belirtilmektedir. Yani bugünkü Çaykara Soğanlı Köyü Zihon bölgesi (Üçdirek mah.) Ali Ata’mız arkadaşı Molla Hamza Efendi (Hakyemezler Sülalesi) ile birlikte iyi bir su kaynağı olmasından dolayı bu köye mesire (bugünkü manada dinlenme, mola verme, piknik alanı vb) amaçlı sık sık gelirler ve iki ayrı iptidai (ağaçtan derme-çatma) ev yaparlar. Takiben Giresun’dan gelme Hocaoğulları ve Bayburt’un Arpali Köyünden gelme Hacı Ali Efendioğulları da bu köyde iskan etmeye başlarlar ve köy nüfusu gittikçe çoğalarak 30 hane’ye ulaşır. Şakir Hilmi Çamurşen’ in notlarında yazan ‘’Ali’nin soyisminin Aydın olduğu söylenir’’ ifadesinin doğruluğu ve o tarihlerde soyisim kullanılmamasından dolayı ve ayrıca yapılan sorgulamalarda da bugüne kadar hiç teyit edilememiştir.

Ali Ata’mızın çömlekçi ocağı Of, Hopşera-i Süfla, Zihon çıkışında (Çaykara, Soğanlı, Üçdirek mahallesi) yaklaşık 200m sonra sol tarafta orman arazisi içerisindedir. Ali burada çalışırken, Soğanlı Köyü Camisine gelen nüfus memuru tarafından çağırılarak bir ‘’ünvan’’ alması gerektiği söylenir. Üst baş çamurlu olarak karşısına çıkar ve memurun dikkatini çeker, ‘’efendi adınızı söyleyiniz ünvanınızı yazacağım, adım Ali cevabını alınca, sizi Çamurlu diye yazsam kabul eder misiniz?’’ der ve Ali bugün bile hafızalarımızdan silinmeyen o güzel cevabı verir. ‘’BİZ ÇAMURDAN YARATILDIK, ÇAMURA GİDECEĞİZ’’ memnuniyetle kabul ederim.

Çamurali’nin üç oğlu vardır. Gencali, Osman Ağa ve Ahmed. Bunlardan hiçbirinin mezarlarının tespiti mümkün olmamıştır. Şeceremizde en önemli dikkat çeken şey özellikle atalarımızın ve dedelerimizin isimlerinin takip eden nesillere de verilmiş olmasıdır. Mesela aynı şekilde Çamur Ali (1830) isminde hem Artvin Borçka Akpınar Köyünde ve hem de Giresun Bulancak Küçükada Köyünde mezarlar vardır. Ancak hiçbiri 1730 doğumlu Ali Ata’mız değildir. Çamurali’nin sadece torunlarından birkaç tanesinin mezarı Zihon ve Makidanoz’da tespit edilmiştir.

Çocukları;

1- GENCALİ: Genç yaşta bekarken Şark’ta Kacanas Deresi’nde boğularak öldü.

2- OSMAN AĞA: Osmanlı Arşivleri Of Nüfus Defteri 1834’deki kayıtlara göre ‘’ak sakallı’’ olarak 79 yaşında hane 133’te kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1755, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Babası Ali’nin mesleği
çömlekçiliği Zihon’da aynı yerde devam ettirmiştir.

3- AHMED: Ulaşılan bilgilere göre hane 81’de kaydedilmiş ve doğum tarihi 1760, ölüm tarihi ise bilinmemektedir.

2 – OSMAN AĞA’NIN ÇOCUKLARI / ÇAMURALİ’NİN TORUNLARI:

Büyüklerimizden nakledilene göre; Osman Ağa Zihon’daki evde (bölge olarak Şakir Hilmi Çamurşen’in dede evinin olduğu yerde, tamamı ağaçtan geçme usülde yapılmış ve o yıllarda Of bölgesinin en güzel konaklarından biri ve daha sonra yanarak kül olmuştur. Giresun- Dereli-Heydere köyüne yerleşen Osman’da bu hane’den gitmiştir.) bir yemek vaktinde çocuklarını toplayarak şu konuşmayı yapar. ‘’Hemen bitişiğimizde olan Makidanoz köyünden Çavuşoğlu Muhammed’in arazisini satın aldım. İçerisinde ev vardır. Arazide su mevcuttur. Toprağı verimlidir. Her ne kadar yakınımızda da olsa gurbet sayılır. Benim baba olarak yüreğim elvermez, karar veremem, sizi başbaşa bırakıyorum, siz kardeşler aranızdan iki kişi belirleyin oraya iskana (yerleşmeye) göndereceğim’’ der. Kardeşler kendi aralarında istişare ederek Koçali ve Memiş’in gitmelerine karar verirler ve bundan sonra iki kardeş Makidanoz’a yerleşirler. Kardeşlerden Cevahir’in de daha sonra Makidanoz’a gittiği söylenir. Bu yerin alımı ile ilgili, Hicri 1235 tarihli (1819) Osmanlıca yazılmış ‘’vesika’’ vardır ve muhafaza altındadır.

1- HAMİDE: Osmanlı döneminde kadınlar kayıt altına alınmadığı için herhangi bir kaydı yoktur. 1792 doğumlu olduğu tahmin edilmektedir. Şakir Hilmi Çamurşen notlarına göre, Of-Mavran köyüne (Hayrat-Fındıkoba Köyü) gelin gitmiştir. Nesli bilinmemektedir. Mezarı meçhuldür.

2- KOÇALİ: OA-OND1 1834’deki kayıtlara göre ‘’kumral sakallı’’ 40 yaşında ve müsin olarak (askerlik yaşı geçmiş-artık kocamış) hane 21’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1794, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 84. Mezarı Makidanoz/Holo’da olduğu tahmin edilmektedir.

3- MUSTAFA: OA-OND1 1834’deki kayıtlara göre ‘’kumral sakallı’’ 40 yaşında ve müsin olarak hane 134’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1794, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Molla eğitimi aldığı, üstad ve alim olarak kabul edildiği bilinmektedir. Mezarı, Şakir Hilmi Çamurşen’in Zihonda 1945 senesinde yaptığı evinin arkasında, Bekir Çamur’a ait tarlanın içerisindedir. Hanımı Fatma, Molla Hamzaoğlu (Hakyemez ailesi) Hüseyin ağanın kızıdır.

4- MEMİŞ: OA-OND1 1834’deki kayıtlara göre ‘’sarı bıyıklı’’ 36 yaşında ve müsin olarak hane 135’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1798 ölüm tarihi ise 30.5.1841 ‘dir. Sayfa 259. Mezarı Makidanoz/Holo’da olduğu tahmin edilmektedir.

5- BEKİR: OA-OND1 1834’deki kayıtlara göre ‘’kumral bıyıklı’’ 34 yaşında hane 137’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1800, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259.

6- CEVAHİR: OA-OND1 1834’deki kayıtlara göre ‘’sarı bıyıklı’’ 32 yaşında hane 139’da kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1802, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı’nın Makidanoz/Holo’da olduğu tahmin edilmektedir.

7- YUSUF: OA-OND1 1834’deki kayıtlara göre ‘’sarı bıyıklı’’ 30 yaşında hane 140’da kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1804, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Nesli bilinmemektedir. Mezarı meçhuldür.

(1) OA-OND: Osmanlı Arşivleri Of Nüfus Defteri
(2) Molla: Osmanlı’da İlahiyat ve Fıkıh (dini yasa) üzerine eğitim almış kişilere verilen ünvan.

3 – AHMED’İN ÇOCUKLARI / ÇAMURALİ’NİN TORUNLARI:

1- MEHMED: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre ‘’kumral bıyıklı’’ 35 yaşında ve müsin olarak (askerlik yaşı geçmiş-artık kocamış) hane 141’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1799, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür.

2-6 FATMA, TÜRKAN, AYŞE, KAMİL, İSMET kardeşler, Şakir Hilmi Çamurşen notlarında geçmektedir. Nesilleri bilinmemektedir. Mezarları meçhuldür.

7- İBRAHİM: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre ‘’ter bıyıklı’’ 20 yaşında, hane 143’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1814, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür.

8- ÖMER: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 16 yaşında hane 144’te, Reft be-asakir-i Bahriye (deniz askerleri/bahriyeliler) olarak kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1818, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür. Nesli bilinmemektedir.

2-2 – KOÇALİ’NİN ÇOCUKLARI / OSMANAĞA’NIN TORUNLARI:

1- HAMİDE: Eşi Halil Çamuralioğlu. Doğum ve ölüm tarihi bilinmemektedir. Nesli eşinde yazılıdır.

2- MAHMUD: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 13 yaşında, hane 22’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1821, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 84. Mezarı meçhuldür.

3- HASAN: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 11 yaşında ve tüvana 1836, (askerliğe elverişli-iri yapılı, 1836’da askere alınır) Reft be-Mansure, 3.7.1838 (Sultan ll.Mahmud tarafından kurulmuş yeni ordunun adı, Muhammed’in galip gelmiş askerleri) olarak hane 23’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1823, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 84. Mezarı meçhuldür. Nesli bilinmemektedir.

4- İBRAHİM: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 4 yaşında ve tüvana 18 (askerliğe elverişli-iri yapılı, 1843’de askere alınır) olarak hane 24’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1830, ölüm tarihi ise 21.9.1887, eşi Emine hanımdır.

5- AHMED: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 2 yaşında, hane 25’te kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1832, ölüm tarihi ise bilinmemektedir.

2-3 – MUSTAFA’NIN ÇOCUKLARI /OSMANAĞA’NIN TORUNLARI:

1- OSMAN: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre doğum tarihi 18.12.1837, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Trabzon hapishanesinde ölmüştür. Mezarı meçhuldür.

2- ABDÜLKADİR: Doğum tarihi 1843, ölüm tarihi ise 1914. Eskişehir Kadı’sı (hakim, mahkeme başkanı) Sarıalizade efendinin kızı Saniye hanım ile evlenmiştir.

3- ALİ: Doğum tarihi 1851, ölüm tarihi ise 05.6.1919. Sivrihisar Kadı’lığı yapmıştır. Saatçılık mesleğine devam etmiştir. Bakü’de Rusların elinde esir iken ölmüş ve oraya defn edilmiştir. 1’ eşi Zazoğulları’ndan Tahir’in kızı Hamide, 2’ eşi Şahinkaya Köyünden Elife, 3’ eşi Heydere Köyünden Şerife, 4’ eşi Kalkana lakablı Hanife’dir.

4- ABDÜLREZAK: Doğum tarihi bilinmemekte, ölüm tarihi ise 1905’tir.

5- MİHRİ: Doğum tarihi bilinmemekte, ölüm tarihi ise 1919’ dur. Molla Hamzalara gelin gitmiştir.

6- İPSİLU: Bu isim şeceremizde birkaç yerde geçmektedir. Rumca bir isimdir. Zarif, ince yapılı, nazik anlamlarında kullanılır. Doğum tarihi bilinmemekte, ölüm tarihi ise 1918’ dir. Katipoğullarına gelin gitmiştir. Nesli bilinmemektedir.

7- HAVVA: Doğum tarihi bilinmemekte, ölüm tarihi ise 1915’ tir. Arşala’ya Kulunçoğullarına gelin gitmiştir.

2 – 4 – MEMİŞ’İN ÇOCUKLARI / OSMANAĞA’NIN TORUNLARI:

1- İsmi tespit edilemeyen kadın: Doğum, ölüm tarihleri ve nesli bilinmemektedir. Eşi Molla Hüseyin.

2- AHMED: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 3 yaşında, hane 136’da kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1831, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür. Molla eğitimi almıştır.

2 – 5 – BEKİR’İN ÇOCUKLARI / OSMANAĞA’NIN TORUNLARI:

1- SALİH: MUHAMMED (MEHMET); OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 1 yaşında, hane 138’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 833, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür. 1’eşi Hamide, 2’eşi Emine hanımdır.

2- SÜLEYMAN: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre doğum tarihi 22.12.1837, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür.

3- FATMA: Genç yaşta evlenmeden ölmüştür.

4- İPSİLU: Genç yaşta evlenmeden ölmüştür.

2 – 6 – CEVAHİR’İN ÇOCUKLARI / OSMANAĞA’NIN TORUNLARI:

1- YUSUF: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre doğum tarihi 1.3.1844, ölüm tarihi ise bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür. Nesli bilinmemektedir.

2- İPSİLU: Nesli bilinmemektedir.

3-7 ALİ, İBRAHİM, MİNE, GÜL VE FADİĞ Nesilleri bilinmemektedir.

3 – 1 – MEHMED’İN ÇOCUKLARI / AHMED’İN TORUNLARI:

1-9 HAVVA1, CAKLİ, GÜLLÜ, MEHMET, ABDULLAH, MAHMUT, İPSİLU, ŞERİFE, HAVVA2: Nesilleri bilinmemektedir.

10- HALİL: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre 3 yaşında, hane 142’de kaydedilmiştir. Doğum tarihi 1831, ölüm tarihi bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür. Eşi Koçali’nin kızı Hamide Çamur’dur.

11- MUSTAFA: Doğum tarihi 8.1.1838, ölüm tarihi ise 1839. Çocuk yaşta ölmüştür. Mezarı meçhuldür.

3-7 – İBRAHİM’İN ÇOCUKLARI / AHMED’İN TORUNLARI:

1- MEHMET: Nesli bilinmemektedir.

2- AHMED: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre doğum tarihi 1837, ölüm tarihi bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür.

3- İBRAHİM: Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Mezarı meçhuldür. 1’eşi Zekiye, 2’eşi Fatma hanımdır.

4- ALİ: OA-OND 1834’deki kayıtlara göre doğum tarihi 5.7.1842, ölüm tarihi bilinmemektedir. Sayfa 259. Mezarı meçhuldür. Nesli bilinmemektedir.

5- HASAN: Nesli bilinmemektedir.

6- AZİZ: Genç yaşta ölmüştür.

7- MUSTAFA: Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Mezarı meçhuldür.

8- HAVVA: Zeno’ya gelin gitmiştir. Nesli bilinmemektedir.

9- CAKLİ: Eşi Kemaloğullarındandır. Nesli bilinmemektedir.

Çamurali’nin torunlarından önemli gelişmelerin yaşandığı olaylara bakacak olursak:

KOÇALİ: Makidanoz’a yerleşen bu aileden, Koçali’nin İbrahim (1830-21.9.1887)’den oğlu Mehmet Abdullah (1862-12.5.1936) Molla eğitimi almıştır. Aile bireylerinin mesleği terziliktir. Tamamen el işçiliği ile terzilik yaparlardı. Ahmet (1895-1901), Hasan Tahsin (1899-1946), Mevlüt Ali (1900-22.2.1983), Mehmet Ali (1909-1981), Hanife (1915-17.12.1983), Havva (1917-) isimlerinde altı çocuğu vardır.

1929 senesi Temmuz ayında Of’ta meydana gelen dönemin en büyük doğal afetlerinden olan sel felaketinden sonra, devlet zarar gören aileleri Trabzon Maçka, Van Özalp ve Hatay Kırıkhan’a göç ettirdi. Molla Mehmet Abdullah’ın çocukları Hasan Tahsin, Mehmet Ali, Hanife ve Havva Maçka’nın Kapıköy köyüne yerleşmişlerdir. Mevlüt Ali ise Muhtarlığını yaptığı Makidanoz’da kalmıştır. O dönemde tüm Holo köyleri muhtarlık yetkisi de kendisine verilmiş ve muhtarlığı çok uzun müddet devam etmiştir. Halen kullanılabilir durumda olan ve selden iki sene evvel yapılan üç katlı ev buradadır. Osmanağa’nın Çavuşoğlu Muhammed’den aldığı bu arazi içerisindeki eski ev yıkılmış yok olmuştur. Bu arazi içerisinde hem bu aileye ait mezarlar, hem de sülalemize mensup kişilere ait mezarlar vardır. Sultan Murad Han’ın geçiş güzergahında olan Barma yaylasının Cami beratı kendisi tarafından verilmiş ve bölgedeki çam ağaçlarından Koçali’nin oğlu İbrahim tarafından ilk cami inşa edilmiştir. Bakımsızlıktan artık yok
olma aşamasına gelen cami, 1960’lı yıllarda torunu Mevlüt Ali Çamlı tarafından betonarmeye çevrilerek yenilenmiştir.

Kapıköye yerleşen aileden Hasan Tahsin buradan Bayburt’a geçerek terzilik mesleğine devam etmiş bir süre sonra Kapıköy’e geri dönmüştür ve rahatsızlığından dolayı genç yaşta 1946’da burada vefat etmiştir. İstanbul-Levent’e yerleşen tüm aile 1953’te soyadını değiştirerek ÇAMLI yapmıştır. Hasan Tahsin oğlu Kamil (1933-3.3.2013) Arşala’dan Rabiye Çalık Çamlı (1931-15.6.1985) ile evlidir ve amcası Mevlüt Ali’nin ortanca oğlu Osman Nuri (1930-22.3.1989) ile Türkiye’deki ilk deri konfeksiyon üreticilerindendir. Mevlüt Ali’nin en büyük oğlu Ahmet Fahri (1926-21.4.1963) bir gecekondu davasında başından yaralanarak vefat etmiştir. Hafız Yusuf Ziya (1929-6.7.1994) bir dönem Ankara’da imamlık yapmış daha sonra ise İstanbul-Kağıthane-Ortabayır mahallesinde 1963’ten 1989’a kadar kesintisiz muhtarlık görevini sürdürmüştür. Eşi, amcası Hasan Tahsin’in kızı, Kamil’in ablası Remziye (1930-27.6.1977) hanımdır. Ahmet Fahri’nin mezarı Feriköy’de, diğerlerinin tamamının ise Zincirlikuyu’dadır.

Mevlüt Ali’nin en küçük oğlu Mustafa Orhan (1940) İstanbul-Kartal’da yaşamaktadır. Mehmet Ali (1909-1981) Maçka’da terzilik ve bunun yanında Kapıköy’de muhtarlık da yapmıştır. Mezarı Kapıköy’dedir. Oğlu Temel Dursun (1945) Trabzon’da yaşamaktadır. Halen bu aileler Kapıköy’de varlıklarını sürdürmektedirler.

İbrahim (1830-21.9.1887)’in oğlu Mustafa, eşi Fata Memeşil’dir. Savaşta Ruslar tarafından Arşala’da (Tüfekçi köyü) süngü ile öldürülmüştür. İbrahim oğlu Recep Hafızlık eğitimi almıştır ve hanımı Fatma Ayaz’dır.

MEMİŞ: Makidanoz’a yerleşen bu aileden, Memiş’in oğlu Ahmed (1831 – ) Molla eğitimi almıştır. Habip (1871 – ), Hasan (1873 – ), Güneşe ve Hafize isimli çocukları vardır. Habip’in oğlu Ahmet Hamdi Çamur (1893-1966) daha sonra İstanbul-Fatih’e yerleşir, oğlu Habip’e okulda matematik öğretmeni ısrarla soyadını değiştirmesi telkininde bulunur ve 1953’te soyadlarını değiştirerek ÇAMLI yapar. Ahmet Hamdi Çamur’un kızlarından Emine Hanım Çamlı Topaloğlu ve Hayriye Çamlı Asma Adapazarı’na yerleşirler.

Hasan’ın oğlu Mustafa Çamlı (1903-1989) Kapıköy’e gider ve on yıl süre ile burada muhtarlık yapar ancak daha sonra döner. Mustafa Çamlı’nın annesinin adı ve evlilik yaptığı üç hanımının da adlarının Fatma olması ilginç bir tesadüftür. Çocuklarından Havva Çamlı Uz (1929-1987) Manisa-alihli’ye, Meliha Çamlı Yümnü (1931) Kocaeli’ne ve Bahriye Çamlı Çamur (1940) Bursa’ya yerleşirler.

MUSTAFA: Çocuklarından Osman (18.12.1837), Trabzon’a bağlı olan Keşap’ta Mehdi olduğu iddia edilen kişinin ( dünyada İslamı hakim kılacak kişi-hidayete eren, yada hidayete vesile olan ) huzurunda bulunduktan sonra Sıla’ya (gurbet-doğup büyüdüğü yerlerden uzak ) gitmek üzere ayrılırken yakalanarak Trabzon hapishanesine gönderilmiş ve orada vefat etmiştir. 1. eşi Esma, 2. eşi Şerife’dir.

Osman Of Hopşera-i Süfla Zihon’dan Giresun-Dereli-Çivriz Köyüne ( Yıldız köyü ) imamlık yapmak için gider. Bu köyde imamlık vazifesini bitirdikten sonra, 17 haneli Dereli-Heydere köyünde hayrat olarak bir değirmen yapar ve imamlığa devam eder. Artık dönecekken, köylü kendisini sever, arazi verir ve göndermek istemez. Köyün yerlilerinden Türüdioğlu Osman Ağa, topal kızı Esma’yı onunla evlendirerek köye yerleşmesini sağlar. 1. eşi Esma öldükten sonra, Keşap-Uğurca Köyünde Ejderoğullarından 2. eşi Şerife ile evlenir. Şerife de kocası Osman öldükten sonra, yabancı ile evlenmesi uygun görülmediği için kocasının kardeşi Ali ile evlendirilir.

Esma’dan kızı Fatma Çamur Aslan (1866-1930) Kurtulmuş köyüne yerleşmiştir. Şerife’den oğlu Abdullah, Fatma adında biri ile evlenmiş ancak çocuk sahibi olmadan vefat etmiştir. Diğer oğlu Mustafa’nın eşi Ayşe ile, nesli halen Heydere köyünde devam etmektedir. Soyadı kanunu ile birlikte, nüfus memuruna Of’tan geldiklerini ve bu sebeple Of soyadını almak istediklerini söylerler, memurun olur demesine rağmen, belli bir süre sonra memurun hatalı yazımından dolayı soyadlarının OK olduğunu farkederler ve bu soyisimle devam ederler. Gebze ve İstanbul’da yerleşik OK aileleri vardır.

Mustafa’nın çocuklarından Ali’nin ilk eşi Hamide’den olan Mustafa (1886-1918), ikinci eşi Elife’den Hasan (1889-1918) ve Bayram (1898- 1918), üçüncü eşi Şerife’den Osman (1887-1918) birinci dünya savaşına katılmışlar ve harp kaybı olmuşlardır.

Hamide’den olan kızı Havva Çamur Sonakalan, Kociyos’tan haberci Kaşif (Beyoğulları/Batu sülalesi) ile evlenmiş ve Afyon-Emirdağ-Veysel köyüne yerleşmişlerdir. Mezarları bu köydedir. Çocukları Belçika’ya gurbete gidip bir bakkaliye açmışlardır.

İkinci eşi Elife’den Hasan, Zazoğullarından Fatma ile evlenmiş ve daha sonra savaşa katılıp geri dönmemiştir. Bu evlilikten Hanife Çamur Özyar (1912-2007) ve oğlu Alay (1914-1995) doğmuştur. Alay ŞEN olarak soyismini değiştirmiştir. Ziraat bankasından emeklidir. Eşi Ormancık köyünden Sakine kızı 1914 doğumlu Gülname hanımdır.

Dördüncü eşi Hanife’den çocukları Şakir Hilmi (1910-29.11.1978) ve Resmiye(1911-?) ’dir. Şakir Hilmi soyadını ÇAMURŞEN olarak değiştirmiştir. 1935-1944 yılları arası Çanakkale-Ezine’de imamlık ve köy katipliği yapmıştır. Daha sonra İstanbul-Beşiktaş’a yerleşmiş ve 1944’ten itibaren polis memurluğu yaparak 1970’lerin başında emekli olmuştur. Saatçilik mesleğini de babası Ali’den öğrenmiştir. Kardeşi Resmiye, Mehmet Hanefi Çamur ile evlidir.

BEKİR: Çocuklarından ilki Süleyman (22.12.1837-) ’ın oğlu Hasan harp kaybıdır. Diğer oğlu Osman’ın (Demirci) ilk eşi Fatma, ikinci eşi Naldanina lakablı Ayşe hanımdır. Ayşe’den doğma Hasan 1946’da Zonguldak’ta kömür ocaklarında çalışırken ölmüştür. Ayşe’den kızı Cevriye (1934-1992) İslam Aydın ile evli ve Samsun-Kavak’a yerleşmiştir.

Çocuklarından ikincisi Muhammed Salih (1833) ’in ilk eşi Hamide’den doğma Muhamed (1896-1980) ’in eşi Kadahor’dan Hümeyra hanımdır. Muhamed’in dokuz çocuğundan en büyüğü Mehmet Cemal (1916-2005) Balıkesir-Manyas’a yerleşmiştir. Eşi Haranikaslı Hanife hanımdır. İkinci çocuğu Fatma Çamur Kaptan (1915-1999), üçüncü çocuğu Mustafa (1922-1998) ve dördüncü çocuğu Muhiddin (1923-2005) Manyas’a yerleşmişlerdir. Beşinci sıradaki Ahmet (1928-1999)’in ve eşi Fikriye hanımın çocukları yoktur. İstanbul-Bakırköy’de yerlesmişlerdir. Altıncı sıradaki 1929 doğumlu Bekir, İstanbul’da ve sülalemizde yaşayan en yaşlı kişilerdendir, Alzheimer hastasıdır. Yedinci sıradaki Hatice (1933-2009) Samsun-Bafra’da yerleşiktir. Sekizinci sıradaki Kadir Almanya Hamburg’dan gurbetçiliğe geçici son vererek Balıkesir-Bandırma’da yerleşiktir. Dokuzuncu ve son sıradaki
Selahattin (1943-2004) ’de Manyas’ta yerleşiktir. Yayıkçılık mesleğini yapan ailelerimizdendir.

İBRAHİM: Çocuklarından Mustafa’nın oğlu Ömer Çamuralioğlu (1880-1958) genç yaşlarda Zihon’dan çıkarak Çanakkale-Ayvacık-Behramkale köyüne gelir burada Ayşe hanım ile evlenir ve yerleşir. Oğlu Mehmet Yahya (1913-2000) ve torunları Mehmet, Vahide, Fatma, Seher ve Süleyman yaşantılarını burada sürdürmektedirler. 1956 senesinde Mehmet Yahya oğlu Mehmet ile birlikte karar vererek soyadlarını YÜKSEL yaparlar. Mehmet Yüksel (1940), 1975-1988 arası Karadeniz Teknik Üniversitesinde hocalık yapmıştır. 1988 senesinde Profesör olarak Pamukkale Üniversitesinde hocalığa devam ederek 2005 yılında emekli olmuştur. Kışın birkaç ay Denizli’de olup, baharın gelmesiyle yaşamını Behramkale’de kardeşleriyle birlikte sürdürmektedir.

İbrahim’in çocuklarından Ali Rıza (1883-1929) İstanbul Fatih Camisinde 1920’li yılların başlarında imamlık yapmıştır. El yazması İslami eserleri vardır ve bu eserlerin Süleymaniye Külliyesinde olduğu tahmin edilmektedir. Oğlu Halil İbrahim (1923-1985) ‘in ikinci eşi Güzela’dan son sıradaki 1969 doğumlu Mehmet ve Ahmet isimli ikiz çocuklarından, Ahmet polis özel harekat’ta başkomiser olarak, Ankara’dan geçici görevle gittiği Hakkari-Şemdinli’de 15.8.2015’te terör örgütü ile girdiği çatışmada şehit olmuştur.

İbrahim’in çocuklarından İbrahim oğlu Hurşit (1841-) kardeşleri Behzat Hilmi (1867-1942) ve Ali Osman (1873-) ile yaşadığı evden çıkarak imamlık yapmak için Giresun-Espiye-Keçiköy’e gelir. Hoca olarak çağrılmasından dolayı Hocaoğlu olarak anılır. Daha sonra Kosköy’e geçer ve köylünün kendisini sevip sayması üzerine burada yerleşik Kümbüloğulları ailesi kızlarını Hurşit’e vererek köyde kalmasını sağlarlar. Of’tan gelmesinden dolayı Ofluzade ünvanını alır. Tek oğlu Ali Efendi Ofluzade (1862-1938) ’nin çocuklarından Ahmet Şükrü soyadı kanunundan sonra OFLU soyismini alır, diğer oğlu Mahmut Hakkı (1900-1940) ‘nın çocuklarından tek oğlu Ali Galip ise 1962 senesinde OFLUOĞLU soyismini alır. Ali Efendi Ofluzade’nin Dikmen köyündeki evi, bir bölük asker tarafından sarılır ve kaçak asker olduğu söylenerek evi aranmak istenir. Ancak Ali Efendi bu gibi durumların eşkıyalar tarafından sıklıkla yapılmasından şüphe ederek buna müsaade etmez ve müdafaya geçer ve askeriyeye ait bir atı öldürür. Asker evin üst katını hedef alır ve harabeye döndürür. Bu olaydan dolayı yanında bulunan Ahmet Çamur Ağa ile birlikte yakalanıp divan-ı harbe (savaş mahkemesi) teslim edilirler ancak yapılan yargılamadan sonra beraat ederler.

Aileler, Espiye ve Soğukpınar-Dikmen köyünde yaşamlarına devam etmektedirler. Bu ailelerimizden Gebze, Darıca, İzmit ve İstanbul’da yaşayanlar da vardır.

İbrahim’in çocuklarından Behzat Hilmi (1867-1942) ’nin ilk eşi Fatma’dan oğlu Ahmet (1877-1969) ’in eşi Hanife’den olan Dursun Hakkı (1946) mahkeme kararıyla soyismini ÇAMURALİ olarak değiştirmiştir. Sülalemizde bu soyismini kullanan tek ailedir. Fatma’dan kızı Rabia (1896-1939) Bayburt-Zargidi köyüne yerleşmiş, 1939 büyük Erzincan depreminde vefat etmiştir.

İbrahim’in çocuklarından Ali Osman (1873) Samsun-Havza-Boyalıköy’e yerleşmiştir. Halen Samsun, Havza, Boyalıköy ve İstanbul’da neslinden ailelerimiz vardır.

Detaylandıracak olursak; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Manisa, Denizli, Kayseri, Bursa, Balıkesir, Kocaeli, Sakarya, Bandırma, Yalova, Çanakkale, Marmara Adası, Giresun, Samsun, Trabzon, Rize ve Artvin bu büyük sülaleye ait ailelerin yaşadığı şehirlerdir.